Çocuğumu Nasıl İyi Yetiştirebilirim?

Evlat edinme prosedürleri kapsamında, size verilen yaklaşık 40 sorunun cevabını da içeren özgeçmişinizi el yazınız ile yazmanız isteniyor. Adı “özgeçmiş” diye geçiyor ama içerisinde müstakbel çocuğunuzu nasıl yetiştireceğinize ait sorular da mevcut. Bu sorular olmasa bile, zaten o ilk adımı attığınız anda (veya evlat edinmeseniz bile biyolojik çocuk yapmayı düşündüğünüzde) kafanızı “çocuğumu en iyi şekilde nasıl yetiştiririm” diye düşünceler meşgul etmeye başlıyor. Tek ebeveyn olunca, üstelik bir de tek erkek/baba olunca, çevreden gelen “nasıl büyütecek çocuğu tek başına” sorularına maruz kalabiliyorsunuz. Burada asıl soru zaten “büyütmek” değil, “yetiştirmek”olmalı bence!  

Biliyorsunuz, “Babalar da iyi çocuk yetiştirebilir” sloganıyla yola çıktım. İyi yetiştirmek demek zaten, en iyi/en pahalı okullara gitsin, en “organik” yiyecekleri yesin, pahalı/şık kıyafetler giysin demek olmadı benim için hiçbir zaman. Maddi gücüm yettiğince ve elimden geldiğince zaten bunları karşılamaya çalışıyorum. Çok klişe olacak belki ama asıl amacım oğlumun iyi kalpli, vicdanlı, sorumluluk sahibi bir birey olması. İnsana, hayvana, doğaya saygılı ve sevgili olmasını sağlamak benim ona verebileceğim en büyük hediye, yapabileceğim en büyük iyilik olacaktır. 

Aile Bağları

Son zamanlarda, özellikle yeni nesil tarafından daha az önemsendiğini gördüğüm “aile bağları” da dikkat ettiğim konular arasında. Oğlumun babaannesiyle, amcalarıyla, yengeleriyle ve kuzenleriyle çok vakit geçirmesi için elimden geleni yapıyorum. Hemen her hafta sonu aile kahvaltısı yapıyoruz. Geniş bir aile olmanın avantajlarını ben çok yaşadım, oğlum da yaşasın istiyorum. İnsan genç yaşlarında pek anlamıyor olabilir ama yaş ilerledikçe ailenin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Aile her zaman sığınacağınız bir liman, sizi her zaman destekleyen büyük bir güç. Ailem olmasa, bekar bir erkek olarak evlat edinme kararı almam çok zor olabilirdi. Tek üzüntüm, babamın torununu görememesi!

Sosyal Bir Birey

Küçük yaşlarda kazanmasını istediğim diğer özellik de, oğlumun sosyal bir birey olması. Bunun için yaptığım şeyler; mesela tatile gittiğimizde etrafta yaşıt çocuklar varsa, onlarla arkadaş olmasını sağlamak ve sonra aradan çekilmek. Parka gittiğimizde beraber çok oyun oynamamak, daha çok kenarda oturmak ve diğer çocuklarla diyalog kurmasına, oynamasına teşvik etmek.  Alışveriş yaparken, ara sıra parayı onun vermesini sağlamak ve bize yardımcı olan satıcı arkadaşlara teşekkür etmesini öğretmek. Markette veya mağazalarda gerekli (veya bazen sadece zevkimiz için) alacağımız şeyleri seçerken onun da fikrini sormak ve görevlilere ürünle ilgili sorular sormasını sağlamak ( bu kaç lira, mavisi var mı, ne zaman gelir…vb.). Çok geç olmadan anaokuluna yazdırmak da, yine sosyal yönünün gelişmesi için verdiğim bir karardı.

Hayvan Sever Olmak

Yukarıda kısaca yazdım ama benim için çok net olan bir konu da, oğlumu kesinlikle bir hayvan sever olarak yetiştirmem. Okan, yuvadayken ve biz henüz bağlanma programındayken fark ettim ki kedilerden (ama bence genel olarak hayvanlardan) korkuyor. Evde de biliyorsunuz bir Bozca’mız var. Eyvah dedim, bu kedi korkusunu nasıl yenebiliriz! Her gittiğimde, Bozca’nın videolarını izletip “bak bu senin kedin olacak” dedim, özellikle de minnoş minnoş oynadığı videoları izlettim. Zaten sonra “küçük bir çocuk neden kediden korkabilir ki” diye düşündüm. Cevap basitti, daha önce çok karşılaşmadığı için. Bu sebeple, eve ilk girişimiz de dahil olmak üzere, olayı abartmamaya ve ikisinin de doğal ortamlarında birbirlerini tanımalarına karar verdim. Ne Bozca’yı, ne Okan’ı sakındım diğerinden. İkinci gün birbirlerinin peşinden koşarak oyun oynuyorlardı! Yani bir kez daha anladım ki hayvan sevgisi de, hayvan korkusu da aslında sonradan öğrenilen şeyler olabilir.  Çocukta sorumluluk bilincinin gelişmesi için de evcil hayvan çok önemli. Bozca’nın mamasını/suyunu vermek ve kumunu temizledikten sonra poşete koyduğumuz kakasını her sabah işe giderken atılmak üzere bana vermesi, Okan’ın sorumluluğunda. Oğlum biraz daha büyüsün eminim ki çok seveceğimiz bir köpeğimiz de olacak. Maalesef, 2017’de kaybettiğim canım oğlum Orca’mla (Alman Çoban Köpeği) tanışamadı Okan

Son günlerde yaşanan orman yangınları, doğanın katledilmesi, sel felaketleri, iklim değişmesi, sınıf ayrımcılığı, nefret söylemleri, zorbalık ve sayamadığım onca kötü olay bize gösteriyor ki yukarıda yazdığım özelliklerde çocuklar yetiştiremedik maalesef, nesiller boyu hem de. Henüz 3 yıllık bir baba olarak amacım “ukalalık” yapmak değil. Sadece yaşadığım tecrübeleri, denediğim ve başarılı bulduğum metodları size anlatmak istedim.

Aziz Nesin ne demiş, “Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında”

Yazar : Kalptenbaba

 

10 Responses

  1. Serkan’cığım ne güzel yazmışsın yine ve ben söylemekten bıkmayacağım, umutsun sen bu karamsar dünyada Senin ışığınla aydınlanan Okan da senin yolunda ilerliyor, onun büyümesine ve mutluluğunuza hep şahitlik edebilmek dileğiyle İyi ki babasın, iyi ki seni tanıdım! Serkan’cığım ne güzel yazmışsın yine ve ben söylemekten bıkmayacağım, umutsun sen bu karamsar dünyada Senin ışığınla aydınlanan Okan da senin yolunda ilerliyor, onun büyümesine ve mutluluğunuza hep şahitlik edebilmek dileğiyle İyi ki babasın, iyi ki seni tanıdım!

    1. Esincim, çok teşekkür ederim. Ben de seni ve aileni, özellikle Duru’yu tanımaktan çok mutlutum!

  2. Nasıl güzel bir baba oluyorsunuz. Sizi severek ve tebrik ederek takip ediyorum.

  3. Sizinle gurur duyuyoruz ve sizi çok seviyoruz Okan’a bayılıyoruz Adanaya yolunuz düşer ise ağırlamaktan gurur onur mutluluk duyarız ⭐ sevgilerimizle Işıl & Egemen & Nihat EREM

  4. Harika! Cok dogru tespitler. Babaliginizda muhendisliginizden kaynakli oldugunu dusundugum sistematik ve analitik bir yaklasim goruyorum hep.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.