Akran Zorbalığı

Akran zorbalığı, aynı yaş grubundaki çocukların birbirlerine veya tek bir çocuğa sözel, fiziksel, sosyal veya siber olarak zarar verici davranışlarda bulunması olarak tanımlanıyor.

Canlıların doğasında “zayıf” olana saldırmak gibi bir güdü var. Üstünlük sağlamak için kime karşı güçlü olduğumuzu ve karşımızdaki kişilerin en hassas noktalarını anlayabiliyoruz. Aslında herkesin bir yumuşak karnı var ama eğer bu yumuşak karın fiziksel bir özellik değilse, hepimiz saklamayı tercih ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki zayıf noktamız ortaya çıkarsa biz de bir zorbalığa maruz kalabiliriz!

Benim endişem; evlat edinmiş ve bu durumu hem oğlundan hem de çevresinden hiç saklamamış bir baba olarak, ki normalleştirme adına hala bunun doğru olduğunu düşünüyorum, çocuğumun bu özel durumuyla alakalı olarak bir zorbalığa uğraması.

Okulda Akran Zorbalığı

Akran zorbalığına daha çok okullarda rastlanıyor. Çocuklar, yılın neredeyse 9-10 ayı sabahtan akşama kadar aynı kişilerle beraber olunca, anlaşabildiği kadar anlaşamadığı arkadaşları ile de çok uzun süre vakit geçirmek zorunda kalıyor. Zorbalığa uğrayan çocuk zaten genelde ders aralarında bu şiddete maruz kaldığı için, bazen öğretmenler durumdan habersiz olabiliyor. Çoğu çocuk da bu durumu sessizce kabullenip, kimsenin duymamasını tercih ediyor. Peki zorbalık yapanlar bunu neden yapıyor? En önemli nedenleri arasında; arkadaşlarına baskı yapan öğrencilerin bu şekilde kendilerini arkadaşları arasında üstün görmeleri, şiddetin çözüm yolu olarak tercih edilmesi ve kurbanın maruz kaldığı zorbalığı hak ettiği düşüncesi yer alıyor. Zorbalığa uğrayan öğrencilerin kaygı, çaresizlik, okula gitmek istememe, okul yaşantısından zevk almama gibi durumlar yaşadıkları görülürken, zorbalık yapan öğrenciler ise okul kurallarına uymama, saldırgan davranışlarda bulunma, sosyal ilişkilerde başarısız olma eğilimi gösteriyorlar.  Ayrıca zorbalığa uğrayan çocuk, genelde bu durumla baş etme yolları aradığı için, derslerine konsantre olamayıp okul başarısında performans düşüklüğü yaşayabiliyor. 

Akran Zorbalığını Önlemenin Yolları

• Öncelikle ailelere ve öğretmenlere çok iş düşüyor. Zorbalığın tespit edilmesi ve hemen müdahale edilmesi gerekiyor. Bu nedenle iyi bir gözlemci olmak ve çocuktaki değişimleri fark etmek çok önemli.

• Zorbalık yapan çocuklarda genelde “sevgi” ve “empati kuramama” eksikliği görülüyor. Hatta yapılan araştırmalara göre, ev ortamında zorbalığa uğrayan çocukların okulda zorbalık yaptığı çok sık rastlanılan bir durum. Aile ortamı çok önemli.

• Ebeveynlerin davranışları ile çocuklarına rol model olması gerekiyor. Genelde hizmet sektöründe çalışan (taksi şoförü, garson…vb.) kişilerle maalesef kaba bir şekilde konuşulabiliyor. Anne babalar olarak, herhangi bir hizmet aldığınızda teşekkür edin. Kızsanız bile ses yükseltmeden konuşun. Fiziksel şiddete asla yer vermeyin. 

• Evde çocuğunuz ile her şeyi konuşun. Okulun nasıl geçtiği, arkadaşları ile ilişkileri, ders aralarında ne yaptığı ile ilgili sohbet edin. Hatta arada gerçek (!) olmasa da iş yerinde yaşadığınız bir zorbalık sorununu çocuğunuza anlatın. Böylece çocuk evde kötü olayların da konuşulabildiğini anlayacaktır.

• Öğretmenlerin sınıfta her öğrencisine eşit davranması gerekiyor. Başarı, fiziksel özellik, sosyal statü fark etmeksizin tüm öğrencilere saygı ve sevgi ile davranılmalı.

• Öğretmenler ve öğrenciler bir kitap veya bir filmdeki zorbalık üzerine konuşmalar yapıp, şiddete uğrayan ve yapan için empati kurulması sağlanabilir. Olası sonuçlar üzerine öğrencilerle sohbet edilebilir.

• Sınıfta empati kurma üzerine çeşitli aktiviteler yapılabilir (rol değişikliği gerektiren oyunlar gibi) 

Kalben Derneği ile çalışmalarımız esnasında, devlet korumasında bulunan çocukların sınıflarda “kurum çocuğu” olarak ayrıştırıldığını  ve sınıfın en arka sıralarına oturtulduğunu öğrendiğimde şok yaşamıştım. Üstelik buna okul yönetimi de göz yumuyordu. Bu zorbalığı teşvik eden bir davranış biçimidir!

“Ağaç yaşken eğilir” ne kadar doğru bir atasözü. Çocukların 3 yaşına kadar kişilikleri oturuyor. Beyinleri, yetişkin beyninin neredeyse %80’ine ulaşıyor. Sosyal olmalarının, empati kurabilmelerinin, saygılı olmalarının temelleri erken çocukluk döneminde atılıyor. Birkaç yazı önce de paylaşmıştım yine tekrarlamak istiyorum; 

“Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında”  – Aziz Nesin

Kaynak : www.dergipark.org.tr

               www.egitimpedia.com

Yazar : Kalptenbaba

 

6 Responses

  1. Öncelikle, tebrik, teşekkür ve sevgilerimi iletmek isterim. Sizi kısa süre önce instagram adresinizden tanıdım, oğlunuzla birlikte çok sevdim. Bloğunuz olduğunu da, bekar bir baba olduğunuzu da, Türkiye’de evlat edinen ilk bekar baba olduğunuzu da bilmiyordum. İnstagramdan blog yazınıza link verince siz, şimdi öğrendim. Daha çok sevindim. Ne güzel işler yapıyorsunuz. Ne mutlu size. Bu yazınızın konusu ise beni de çok ilgilendiriyor. Tam da işaret ettiğiniz evlat edinilnmenin konu edilmesinde kötü deneyimimiz de var maalesef. Üyeliğim aktive olduğunda forumda paylaşacağım. Selam ve sevgiler…

    1. Yorumunuz iletilmemiş ama okuduğunuz ve vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

  2. Yine çok faydalı bir yazı olmuş Serkan, Kalemine sağlık Empati ve merhamet duygusu gerçekten çok önemli. Dilerim kendisine yapılmasını istemediği davranışları, başkalarına yapmayan çocuklar yetişir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.