Kardeş Kıskançlığı

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Kardeş kıskançlığının kaynağında, her çocuğun anne ve babasının özel sevgisine olan ihtiyacı bulunmaktadır.” 

Evin yeni üyesi olan bebekle birlikte, var olan düzene yeni maddeler eklenir. Bu yeni düzen evdeki bireylerin ilişkilerinde de kendini belli eder. Yeni eklenenlerle birlikte hem ilişkilerimizin daha güçlü olmasını dileriz, hem de her şeyin var olan eski rutininde gitmesini isteriz. Ancak bu her zaman gerçekleşmeyebilir.

Kıskançlık Nedir?

Her duygu gibi kıskançlık da doğaldır. Sözlük anlamı; başkasının sahip olduğuna sahip olma isteği, kendi sahip olduğunun başkaları tarafından alınacağı korkusunu hissetme, bir ilişkinin bozulacağından ve partnerinin elinden alınacağından endişe etme durumudur. Peki bu duygu ve yeni düzen aile içinde nasıl kendini gösterir?

Büyük çocuk için aileye katılacak olan yeni bebek tehlike anlamına gelebilir. Bebekle birlikte, büyük çocuk anne ve babası tarafından kendine vakit ayrılmayacağını, ilginin bölüneceğini, eskisi gibi onunla oyun oynanmayacağını, sevginin paylaşılacağını düşünür.  Bu sebeplerden dolayı aslında kardeş doğmadan kıskançlık belirtileri kendini belli edebilir. 

Yeni doğan bebek zorunlu olarak anneye muhtaçtır ve bu durum büyük çocuğa ayrılan vaktin eskisinden daha az olması sonucunu doğurur. Bebek doğmadan önce, büyük çocuğa olabilecek değişiklikleri anlatmak,  yeni düzenin nasıl olacağı hakkında bilgi vermek ve onu bu yeniliğe hazırlamak çocukta olumlu bir duygu yaratacaktır. Kendini hazırlıksız olarak yeni bir düzenin içinde bulmayacaktır. Çocuk, yeni doğan kardeşinden dolayı anne ve babasıyla eskisi gibi vakit geçirmediğini fark ettiğinde, kardeşine karşı kırgınlık ve kızgınlık duyguları geliştirebilir ve bunu da ebeveynlerine yansıtabilir. Kaybettiği ilgi ve alakayı geri kazanmak isteyebilir. Bunun için de kardeşinin yaptıklarını yapma yolunu seçebilir. Örneğin, bebek gibi emekleme, bezlenmek isteme veya altına tuvaletini yapma, ağlama, bebek gibi konuşma, biberonla beslenmek isteme gibi… Aslında bu durumlara oldukça sık rastlanır. 

Peki Ne yapmalı?

“Her çocuk, kendi güçlü ve zayıf yönleriyle bir bireydir ve kişisel yeteneklerine, özelliklerine ve başarılarına göre değer görmelidir.”

Öncelikle ebeveynler kardeşler arası dengeyi sağlayabilmelidir. Büyük çocuğa, küçük olanla neden daha çok ilgilenmeleri gerektiği, onun anlayacağı şekilde anlatılmalıdır. Hatta, büyük çocuğa kardeşi ile ilgili bir kaç sorumluluk vermek ortamı yumuşatacaktır.  Örneğin kardeşiyle oyun oynama, biberonu kardeşine verme, ona kitap okuma gibi… Kardeşinin bakımı ile ilgili bu tür küçük sorumluluklar kardeşler arası ilişkiyi güçlendirmede önemli bir rol oynayacaktır. Anne ve babaya bu aşamada ekstra sorumluluk düşmektedir. Evdeki her bir çocuğa ayrı zaman ayırmaları, bu zamanı da çocukların gereksinimlerine göre geçirmeleri ortamdaki olumsuz duyguların azalmasını sağlayacaktır. 

Çocuklar duygularını her şekilde ifade edebilir. Sevinçlerini, üzüntülerini, kıskançlıklarını… Duyguları anlamada resim önemli bir iletişim aracıdır. Kardeşini kıskanan çocuğu düşünürsek; bir aile resmi çizmesini istediğimizde, çocuk kardeşini resme dahil etmeyebilir. Kardeşi için tatile gittiğini, onu evden attıklarını, gittikleri yere onu götürmediklerini söyleyebilir. Bunları yaparak kardeşini kıskandığını ve yok saydığını belli eder.

Zaman zaman çocuklar anne ve babalarına en çok kimi sevdiklerini sorarlar. Bu durumda çocuğa kafa karışıklığı yaratmayacak şekilde cevap verilmelidir. Her bir kardeşin özel olduğu ve hepsinin ayrı ayrı çok sevildiği söylenmelidir. Yani bu sorunun cevabındaki anahtar cümle her bir çocuğunun özel ve tek olduğudur. Bu şekilde cevap alan çocuk kendini değerli hissedecek, öz güveni tazelenecektir. 

Kardeşler arasında kıskançlığa sebep olabilecek diğer bir durum ise ebeveynlerin kıyaslama yapmasıdır.  “Kardeşin senin yaşındayken çok güzel okuyordu, kardeşin senin yaşındayken çok güzel cümleler kuruyordu… “ Belki ebeveyn olarak bunları çocukta hırs yaratmak için söylediğimizi düşünebiliriz ama tam tersi bir durumla karşılaşırız. Bu durum çocukta hırs yerine yetersiz hissetme duygusuna ve öz güveninin zedelenmesine sebep olabilir. O yüzden çocuklarımız arasında kıyaslama yapmamalıyız, çocuğumuz herhangi bir konuda kardeşinin mi yoksa kendisinin mi iyi olduğunu sorduğunda, her ikisinin de yaptıklarının en iyisi olduğu söylenmelidir.

Evdeki dengeyi sağlamada olduğu gibi kardeşler arasındaki iletişimi, ilişkiyi ve dengeyi sağlamada ebeveynlere belirli döneme kadar fazlasıyla görev düşmektedir. Bu süreç uzun ve yorucu olabilir ama sonrasında bu zorlu sürecin meyvelerini almak çok keyifli olacaktır.

Kaynak: : Çocuğu Anlamak ve Tanımak; Haluk Yavuzer

Yazar : Psikolog İrem Bekar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir