Çocukluk ve Ergenlik Çağı Depresyonu

Depresyon büyük bir üzüntü, endişe, suçlu ve değersiz hissetme, başkalarından uzaklaşma, uyku, iştah, cinsel istek kaybı ya da her zamanki faaliyetlere karşı ilgisizlikle belirginleşen duygu durumudur. Hayatımız boyunca hüzün yaratan ancak depresyon tanısını gerektirmeyecek birçok olay yaşarız. Depresyon, sıklıkla panik atak, madde bağımlılığı, cinsel işlev bozukluğu ve kişilik bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla ilişkilidir.

Yaşamımız boyunca depresyonun belirti ve işaretlerinde farklılıklar görülür. Çocuklarda depresyon genellikle baş ağrısı, mide ağrısı gibi bedensel yakınmalar şeklinde kendini gösterir.

Çocukluk ve Ergenlik  Dönemi Depresyonu

Çocukluk dönemi depresyonunun ülkemizde görülme sıklığı %3 civarındadır. Erkeklerde 10 yaş altında, kızlarda ise 16 yaş üzerinde görülme sıklığı artmaktadır. Çocukluk döneminde depresyonun belirtileri çeşitlilik gösterebilir.

Çocuk ve yetişkinlerde ağır depresyon semptomlarında benzerlik olduğu kadar farklılık da vardır. Çocuk ve ergenler yedi yaştan on yaşa kadar, depresif duygu durumu, zevk almama, yorgunluk, konsantrasyon  problemleri ve intihar düşüncesi açısından yetişkinlere benzerler. Farklılaşan belirtiler, çocuk ve ergenler için yüksek oranda intihar denemesi ve suçluluk, erişkinler için de sık olarak sabahları erken uyanma, iştah kaybı, kilo kaybı gibi durumlardır. Aslında bir çocuğun ve ergenlik çağındaki bir bireyin bu duygu durum bozukluğuna sahip olabileceğinin düşüncesi bile çok üzücüdür. Çoğu zaman çocukların duygularını önemsemeyiz. Çocuk bir şey söyler biz “geçer” deriz, üzüldüğünü söyler “bunun için üzülmeye değer mi” deriz. Belki de bize yaşadıklarıyla, hissettikleriyle, düşündükleriyle mesaj vermeye çalıştıkları ihtimalini görmezden geliriz. Bu görmezden gelme durumunun ileri de daha büyük problemlere yol açabileceğini ise aklımıza bile getirmeyiz. Aslında her bireyin yaşadıkları ve hissettikleri bir o kadar kıymetli ve bir o kadar kendi yaşamlarında iz bırakıcıdır. Psikologlarla özdeşleşen ve çoğu zaman mizah amaçlı kullanılan, altında derin izler taşıyan “çocukluğunuza inelim” cümlesi ne kadar önemlidir. Her şey orada gizlidir, her şey orada yer alan tecrübelerde gizlidir. Çünkü çocukluğumuzdan getirdiğimiz her şey ergenliğimizde ve yetişkinlik dönemimizde karakterimizi, insan ilişkilerimizi, olaylara bakış açımızı etkiler. Geçmiş dönemlerimizde yaşanan depresyon kötü bir tecrübedir ve maalesef ki tekrarlanması olasıdır. 

Depresyonun tekrarlanması hem çocuklar ve ergenler, hem de yetişkinler için geçerli bir olasılıktır. Çocuklardaki depresyon tanısı zorlaştıran bir problem diğer bozukluklarla sıklıkla birlikte görülmesidir. Depresif çocukların % 70’inin , kaygı bozukluğu ya da anlamlı kaygı belirtileri vardır. Genç birisini depresyona sokan nedenlere bakıldığında ise , kalıtsal özelliklerin rol oynayabileceğini söyleyebiliriz. Duygu durum bozukluklarından tutun yaşanan  bir çok psikolojik problemlerde kalıtsal özelliklerin payı büyüktür. 

Depresif çocuklar ve ailelerinin olumsuz yollarla birbirleri ile etkileşim içinde oldukları gözlenmiştir. Ebeveynlerin çocuklarını gözlemlemesi bu yüzden çok önemlidir. Ebeveynin, çocuktaki duygu durum değişimlerini fark etmesi, olası büyük problemleri çözmede etkili olacaktır. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi çocuğun aile içinde kendini değerli hissetmesi, öz güveninin yerinde olması, kendisinin ve duygularının önemsenmesi ve aile içinde çocuğun kendini bir birey olarak görmesi çok önemlidir. Bu duyguları hissetmeyen, ebeveynleri tarafından aşağılanan, önemsenmeyen çocuklar depresyona bir adım daha yakındırlar. Aslında her şey bir bütün ve bu bütünün parçalarından birisinde bir bozukluk olursa, bu durum kendini belli edecektir.

Çocukluk ve Ergenlik Depresyonun Tedavisi

Depresif ergenlerde, depresyonla baş etme yönergelerini içeren bilişsel-davranışçı grup müdahalesi, özellikle ebeveynlerin dahil edildiği tedavilerle etkin bulunmuştur. Çocuk ve ergenlerde depresyon tedavisi, sadece çocuk ve ergeni değil aynı zamanda aile ve okulu da kapsayan geniş açılı bir yaklaşımla en iyi şekilde sonuç verebilir. Unutmayalım ki her psikoterapi sürecinde olduğu gibi burada da bireyin isteği ve aile desteği önem taşımaktadır.  Çocuğu veya ergen bireyi tedavi için ikna etmek  her zaman kolay olmayabilir fakat durumun farkında olan aile, hatta okuldaki öğretmenleri çocuğu tedaviye ikna etmelidir. Tedaviden sonuç alınabilmesi için de süreklilik ve çevreden gelen destek çok önemlidir. Tedavi edilmeyen depresyon ileride başka olumsuz tecrübelere yol açar. Bu süreçte tedavi gören bireye yapıcı yönde eleştiri yapmak, onu motive etmek çok önemlidir.

Yaşanan her duygu durum bozukluğu hayatın akışını olumsuz yönde etkiler, eğer kişi tedavi edilirse bu süreç atlatılır. Depresyon gibi çoğu zaman ağır atlatılan bu duygu durum bozukluğunun, çocuklarda ve ergenlerde görülmesi elbette ki çok üzücü. Burada unutmamız gereken şey, psikoterapi süreci ve gerekiyorsa ilaç tedavisi ile bu sürecin atlatılabildiğidir.

 Kaynak: Anormal Psikolojisi; G.C. Davison& J.M. Neale

               www.madalyonklinik.com

Yazar : Psikolog İrem Bekar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.