Anne-Baba Olarak Birbirine ve Kendine Vakit Ayırmak

“Ancak kendimize özen gösterdiğimizde doyumlu ve dolayısıyla doyurucu anne-baba olabiliriz”

Ebeveyn olarak üç temel sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bunlar önem sırasına göre şu şekildedir;

• Kendinize bakmak, özen göstermek

• Eşinizle birlikteliğinize özen göstermek

• Çocuklarınızın bakımını üstlenmek, onlarla ilgilenmek

Birey olarak hayatta birçok sorumluluğumuz vardır ve bu sorumluluklara göre de büründüğümüz roller. Evde çocuğumuzla anne-baba rolü, eşimizle karı-koca rolü, işteyken sahip olduğumuz mesleğe göre üstlendiğimiz roller… Tüm roller aslında bizim kişiliğimizde var olan önceki deneyimlerimizden oluşan şemalara göre şekillenir. Bireyin kendini geliştirmesinde, kişiliğinin oluşmasında hatta ilişkilerindeki hal ve tutumlarında gelmiş olduğu ailenin, çevrenin ve  kültürün etkisi vardır. 

Bebek Doğduktan Sonra

Bireyler ebeveyn olmadan önce doğacak çocuklarını dünyanın en mutlu çocuğu yapacaklarını düşünürler. Ancak bebek doğduktan sonraki süreçte bazen kendilerinin de hoşlarına gitmeyecek ya da kendilerinin bile anlam veremeyeceği davranışlar sergileyebilirler. Aslında bilmezler ki bu anlamlandırılamayan tepkiler, duygular ve hisler kendi anne-babamızdan, onların ebeveynlik tecrübelerinden bize kalan mirastır. Çocuk yetiştirmek tüm duyguları ve hisleri aynı anda içinde barından bir süreçtir. Hem zor, hem keyifli… Bu işi zorken daha zorlaştıran şey ise kişinin etrafına bakınca uzanan bir yardım eli görmemesidir. Bu yardım eli çocuk bakımındaki rolü paylaşma olduğu gibi kişinin kendini değerli hissetmesini sağlayan bir söz de olabilir. Kişi kendini değerli hissettiği ortamda güvenli de hissedecektir. Bu güven beraberinde huzuru da getirecektir. 

Aileye bir bebek katıldığında, bilindiği gibi hiçbir şey eski düzeninde devam edemeyecektir. Ebeveyn olarak kendimizi aileye yeni katılan minik üyeye göre ayarlarız. Peki bunları yaparken anne-baba olarak kendimizi ve birbirimizi ne kadar bu plana dahil ederiz? Bu aslında akla bile gelmeyebilir çünkü odak noktası değişmiştir. Ancak şunu atlamamalıyız; eğer anne-baba olarak kendimize yeterli zamanı ayırmazsak – bu vakit ayırma hem bireysel hem çift olarak- zamanla yıprandığımızı fark ederiz. Çocukla keyifli vakit geçirmek artık zorunlu olarak yapılması gereken bir işe dönüşebilir. Bu da aile içinde olumsuzluklar yaşamamıza sebep olabilir.

Mutlu Çocuk, Mutlu Birey

Anne ve babanın ilişkisi ne kadar iyi olursa çocukla olan ilişki de o kadar sağlıklı olur. Mutlu ailede büyüyen çocuk, mutlu bir birey olarak yoluna devam eder. Tabi ki her zaman bütün işler yolunda gitmeyebilir.  Zaman zaman ebeveynler arasında tartışmalar, anlaşmazlıklar olabilir hatta bazen çocuk da buna şahit olabilir. Önemli olan -eğer tartışmaya çocuk da şahit olmuşsa- çocuğun yanında ebeveynlerin birbirinden özür dileyerek tartışmayı mutlu sonla bitirebilmesidir. 

Çocuğun mutluluğu öncelikle ailenin mutluluğuyla, ebeveynler arasındaki sevgiyle, saygıyla ve çocuğa gösterdikleri ilgiyle doğrudan alakalıdır.

Kabul edelim ki ebeveynlik zor zanaat. Hatta Freud  “Gerçekleştirmesi çok hayati ve çok güç olan üç meslek vardır: Anne-baba olmak, psikolojik danışman olmak, öğretmen olmak. Neden? Çünkü üçünün ortak özelliği; bir insanın gelişmesine, biçimlenmesine ve kendini gerçekleştirmesine etki etmeleridir” demiştir. Bu zorluğu kolaylaştırmak bizim elimizdedir. Örneğin; çocuk bakımında eşlerin sorumluluğu paylaşması, eşlerinin birbirine vakit ayırması eşlerin kendilerine vakit ayırması, birlikte bir rutin oluşturulması gibi … 

Sevgi ve güven, insanların en önemli ihtiyaçlarından… Bu ihtiyaçların temeli de ilk olarak aile bireyleri arasındaki ilişkilerle atılır. Sevginin olduğu yerde kötü tecrübelere yer yoktur.

Yardımcı Kaynak: Çocuğu Anlamak ve Tanımak; Haluk Yavuzer

Yazar : Psikolog İrem Bekar

2 Responses

  1. Ebeveynlik yolculuğumuzda -ne yazık ki bazen- unuttuklarımızı hatırlatan bir yazı olmuş, kaleminize sağlık…Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum, çok teşekkürler:)

    Sevgiler,

  2. Merhaba Esin Hanım, güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Farkındalık yaratabildiysem ne mutlu bana… Bazen hayatımıza durup dışardan bakmak unuttuğumuz şeyleri hatırlamamızı sağlıyor…
    Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.