Yeni Hayata Alışma ve Mahkeme Süreci

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kavuşma yazımda anlattığım gibi, Okan’la tanışma anı öncesindeki heyecanımı ömrüm boyunca bir daha yaşamam herhalde. Mahkeme süreci esnasındaki stresimi de sanırım (ya da umarım demeliyim) bir daha yaşamam!

Yeni hayatımızın ilk günü yuvadan beraber çıktık, arabaya bindik. Evin önüne gelince, kucağımda çocuk arabadan indim. Komşu esnaf biraz şaşkın, biraz meraklı bize bakıyor. Evlat edinme başvurusu yaptığımı söylememiştim komşulara, sonuç olumsuz olursa bilmelerine gerek yok diye düşünmüştüm. Fakat şimdi, kucağımda 2.5 yaşlarında yakışıklı bir çocuk olunca “Hayırdır Serkan, kim bu çocuk?” sorularına arabadan inip binaya girene kadar maruz kaldım! “Benim oğlum, evlat edindim” diye cevap verdim. Gayet normal, gayet olağan bir durum gibi, soğukkanlı ama istemsizce gurur duyarak cevap veriyordum. Gurur duymam evlat edindiğim için kendime değildi, ben daha o andan itibaren oğlumla gurur duymaya başlamıştım!

Evin kapısını açtım, içeri girdik. Okan hala kucağımdayken “Bak oğlum, burası artık bizim evimiz. Beraber burada yaşayacağız” dedim. Hiç sesini çıkarmadı, kocaman gözleri ile tavandan yere, köşe bucağa kadar etrafı süzdü. Sonra Bozca geldi yanımıza, merakla bize bakıyordu. Bağlanma programında anlamıştım ki Okan kedilerden, daha doğrusu hayvanlardan korkuyor. Fakat kendi kendime dedim ki “Küçücük çocuk neden korksun kediden? Bilmediği için, fazla karşılaşmadığı için korkuyordur. Eve gidince, olayı abartmadan doğal bir şekilde Bozca ile birbirlerine alışmalarını sağlarım, olur biter”. Aynen de öyle oldu!

Okan’ın o gün eve geleceğini yakın arkadaşlarıma söylemiştim, onlar da bizden önce gelip evi balonlarla süslemiş, pasta almışlardı. Eve ilk girişi bir parti havasında olsun, hatırlamayacak olsa da mutlu bir şekilde ilk günü geçsin istedim. Aileme ise o gün eve geç geleceğimizi ve yorgun olacağımızı, ertesi gün kahvaltıya geleceğimizi söylemiştim çünkü biliyordum ki uzun saatler geçireceğiz ailemle.

Balonlarla biraz oynadıktan sonra, yemek yiyip pasta kestik, mum üfledik. Belki de ilk defa pasta mumu görüyordu çünkü üfle dememize rağmen, eliyle mumun ateşini tuttu. Neyse ki bir şey olmadı! Sonrasında biraz oyuncaklarla oynamak, biraz Bozca’ya alışma çalışmaları, biraz sohbet derken çok geç olmadan arkadaşlar gitti. İşte o an, gerçek “baba olma” duygum ortaya çıktı. Evde sadece ikimiz kalmıştık. Bundan sonra da tamamen böyle olacaktı. Okan’ı kucağıma aldım, koltuğa oturdum. Sakin bir ses tonuyla, artık onun babası olduğumu ve ömrümüm sonuna kadar onun yanında olacağımı anlattım.

Ertesi gün annemlere kahvaltıya gittik. Herkes çok heyecanlıydı. Eve girerken yeğenim Anıl, bizi telefonla videoya çekti. Müthiş bir hatıra, müthiş bir kayıt! Annemin Okan’ı kucağına alması ve gözleri yaşlı olarak “Oğlum, sen benim torunum mu oldun, bizim hayatımıza mı geldin, hoş geldin” demesi her izlediğimde benim de gözlerimden bir iki damla yaş akmasına sebep oluyor, mutluluktan!

Sosyal Hizmet Uzmanı’nın Ev Ziyareti

Okan, hayatıma ilk başta valilik imzalı “1 Yıllık Geçici Bakım Sözleşmesi” ile girdi. Bu bir yıl içinde sosyal hizmet uzmanım Deniz Hanım ile bir tanesi evde, üç tanesi kurumda olmak üzere toplamda 4 görüşme yapıldı.  Her görüşme sonrasında rapor tutuldu. Okan’ın fiziksel, duygusal gelişimi, benimle olan bağı kontrol edildi. 1 yıl sonunda her şey yolunda gitmişse evlat edinme davası açacaktım. Bu arada Deniz Hanım’ın evimde yaptığı ziyaretten biraz bahsetmek istiyorum. O gün annem ve yardımcı ablamız da benimle beraber evdeydi. Annem aşırı heyecanlandı. Hatta ziyaret saatini beklerken, baktım yanakları kızarmış halde “Biraz tansiyonum çıktı sanki, ben biraz uzanayım” dedi. Bir şey olmadı neyse ki. Sonunda Deniz Hanım geldi. Bize ve Okan’a bazı sorular sormaya başladı. Evi ve özellikle Okan’ın odasını kontrol etti. Çok sıcak, çok samimi bir görüşme oldu. Ancak gelin görün ki annemin heyecanı daha da arttı! Oğlumu geri götürme ihtimalleri olduğunu mu düşündü bilmiyorum ama nasıl abartı, nasıl tiyatral bir “Okan’ı sevme” gösterileri! Keşke videoya çekebilseydim. Durup durup sarılmalar, babaannene gel demeler, Deniz Hanım’a benim için “çok iyi baba oldu, sabahları falan işe gitmeden önce hep oyun oynuyorlar, akşam hemen parka gidiyorlar, çok iyi bakıyor çok, git oğlum babana bir sarılsana!” demesi… Ben gülmemek için kendimi zor tutuyorum, Deniz Hanım da zaten büyük ihtimalle annemin çok heyecanlandığını anladı. Ziyaret sonunda “her şey çok güzel” demesi annemi de beni de çok rahatlattı.

Mahkeme Süreci

Diğer üç görüşme de aynı şekilde güzel sonuçlanıp raporlar olumlu olunca, bir yılın bitmesi ile benim için stres dolu günler başlamış oldu. Mahkeme süreci!

Dava açmak kolay, adliyede çok yardımcı oluyorlar. Siz aslında kuruma karşı dava açıp, devlet korumasındaki çocuğun artık evladınız olması için velayet davası açıyorsunuz. Buraya kadar her şey normal. Ancak stres yaratan şey, bana da sosyal hizmet uzmanlarımın söylediği gibi hakimlerin %99’unun biyolojik anneyi ve babayı da davaya dahil etmeleri! Hakimler, biyolojik annenin ve babanın mahkeme huzurunda, kendi hür iradeleri ile evlat edinme rızası gösterdiklerini duymak ve imzalı ifadelerini almak istiyor. Aslında bu, evlat edinen için de olumlu bir şey. Ancak yine de bu durum, inanın hayatınızda yaşayacağınız en büyük streslerden birisi olabilir. Bu stresi bir miktar azaltmak için davalara bizzat siz değil, avukat aracılığı ile katılabilirsiniz. Yani avukatınız sizi davalarda temsil edebilir.

Davam Şubat 2020’de gerçekleşti ve çok şanslıydım ki anlayışlı bir hakime denk geldim. Hakim bey, nasılsa her şey yolunda ve itiraz da olmadığına göre uzatmaya gerek yok deyip, tek celsede davayı olumlu şekilde sonuçlandırdı. Artık yasal olarak da her şey bitmişti. Omuzlarımdan tonlarca yük kalkmış gibiydi. Kuş gibi özgür, kelebek gibi hafif hissediyordum. Şimdi geriye sadece mahkemenin nüfus müdürlüğüne haber vermesi ve 1 ay kadar sonra da gidip oğlumun benim soyadımı taşıyan nüfus kağıdını almak kalmıştı.

Bu heyecanıma ve mutluluğuma, maalesef Mart 2020’de korona virüs belasının ortaya çıkması ile biraz ara vermek durumunda kaldım. Her ne kadar her şey bitmiş olsa da, oğlumun nüfus kağıdını elime almak istiyordum. Bunun gerçekleşmesi için Temmuz 2020’ye kadar bekledim. Sonunda soyadımı taşıyan nüfus kağıdını görünce kocaman bir “ohhhh”, akşama da Okan’la kendimize kocaman bir ziyafet çektik !

Yazar : Kalptenbaba

7 Responses

  1. Siz nasıl yüce gönüllü bir kişisiniz.omrunuzce hep mutlu olun.okanim da eminim babası gibi bir adam olacak.

  2. Anne baba geldi, ortalık gerildi diyeceksiniz sanıp korktum.
    Geçmiş olsun. Eve hoşgeldin kutlaması fikrine ise bayıldım. Ben nedense hayalimde sadece ikimizin eve girdiğini ve o ilk günü baş başa geçirdiğimizi hayal ediyorum. Halbuki anı olması bir yana, daha hızlı isınmasını bile sağlar belki de…

  3. “Oğlum, sen benim torunum mu oldun, bizim hayatımıza mı geldin, hoş geldin” bu cümle yazıyı okurken gözlerimin dolmasına yetti. Ne mutlu babaannendeki kocaman yürekten sizi ne güzel yetiştirdiği belli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir